
Bir aylık iğrenç final maratonundan sonra cuma günü koşa koşa Alsancak D&R’a gidip NME ve Q’yu ayaküstü yalayıp yuttum, güç ünitelerini yedekledim, sistemleri kararlı ve çalışır hale getirdim. Bir an önce the drums, these new puritans ve four tet albümlerini dinlemem gerekiyormuş onu farkettim, yavaş yavaş “yeni hiçbir albümden heberi olmayan adam”a dönüşüyormuşum onu da farkettim, neyse haftasonunun asıl final sonrası eğlencesi konserlerdi. Cuma gecesi Replikas’ın, cumartesi de DDR’nin izmire teşrif ettiğini öğrendim. İki grupla da çok haşır neşir değilim, DDR’nin seneler önce NME’ye çıktığını falan bildiğimden bi ara ilgi göstermiştim ama Replikas’la olan ilişkim yalnızca Zerre albümleriydi, onu da yalnızca iki defa falan döndürmüşümdür playlistimde. Ama genelde konserine gittiğim grubun şarkılarına çok aşina olmamın falan bir önemi yok, zaten iyi müzik olunca iyi de vakit geçiriliyor.
Cuma gecesi Replikas felaketti, hayatımda hiçbir konserde bu kadar sıkıldığımı hatırlamıyorum. Belki ortamdaki saçma kitle, belki üzerimden atamadığım final stresi falan neden bilmiyorum ama zerre hazzetmedim kendilerinden. Sanırım Replikas üyeleri “ses” olayında aşmış adamlar, üniversitelerde ses dersi veren üyeleri bile varmış ama iyi müzik yapmanın enstrümantalist yada multi-enstrümantalist olmakla alakası olmadığı gibi, yani ne biliym “of gitarlar ağlıyor abi” adamlarının yada dünyanın en hızlı solosunu atan adamın iyi müzik yapmak için avantajdan öte dezavantajları var bana göre, bunun gibi ses’le kafayı çok bozmuş olmak da iyi değil bence. İstediğiniz kadar apartman boşluklarından mikrofon sarkıtın davulları eski bir fabrikada gitarları dere kenarında kaydedin reverbler için antik tiyatrolara gidin faydası yok.
Cumartesi gecesi Replikas faciasından sonra DDR’ye de biraz çekinerek gittim, konser toplamda 15 kişi alabilecek bi yerde olduğundan gelen 12 kişi %80 doluluğu sağlamış olarak kabul edilebilir heralde. DDR konserini kurtaransa müziklerindeki Joy Division, Sonic Youth ve Jesus and Mary Chain öğeleri oldu sanırım. Konser için en çarpıcı yorumsa gecenin sonunda yan masadaki bir kızdan geldi ”Adamlar resmen mastürbasyon yapıyor ya, insan kaç senedir hiç mi birşey katmaz müziğine”. Ben çok fazla takip etmediğimden birşey katıp katmadıklarını bilemiyorum müziklerine.
Sonuç olarak, Türk müzik gruplarına olan borcumu ödediğime göre artık kendimi download çılgınlığına kaptırıp Ada’ya doğru yol alabilirim.