Fas-ci-na-tion!

The world fascinates me!
Feb 03
Permalink

“South Carolina’dan adam cikmaz” deyisini duymayaniniz kalmamistir heralde su gune kadar, varsa yoksa lo-fi’in ekmegini yiyen South Carolina’lilar cevre illerde yasayanlarca sevilmez, hatta South Carolina plakali arabalar sehirlerde plakalarini gizlemek zorunda kalirlar tepki cekmemek icin, arada kiz alip vermek zaten kimsenin aklinin ucundan bile gecmez. Pek tabii arada istisnalar cikiyor; Toro Y Moi, nam-i diger Chaz Bundick, imzasini attigi birbirinden basarili islerle South Carolina’ya olan bu ofkeyi azaltarak adeta sehrin medar-i iftihari haline gelmis bir kisilik. Aslinda benim kendisiyle bugune kadar bir tanisikligim olmamisti hatta nasil olduysa benden “kiz grubu” etiketini yemeyi basarmisti, fakat bu gece benim gibi artik muzik konusunda fazlasiyla tembellesmis insanlar icin bicilmis kaftan olan dunyanin en “muniis” muzik blogu left as rain onumuzdeki gunlerde piyasa surecegi  albumu Underneath the Pine’dan Still Sound’i pat diye onume cikariverdi. Hadi dedim, washed out verdigimiz sansi iyi degerlendirdi bir de bu genclere bakalim, ve still sound’un hastasi olmam yaklasik oniki saniye surdu. Gerci yorumlara bakinca “ulan acaba cok mu gaza geldim” diye de dusunmedim degil. South Carolina’lilarla kanli bicakli olan North Carolina’dan bir arkadasimiz sarkiyi dinledikten sonra “chillwave = failwave = hipster trash” yorumunu yapmakta bir sakinca gormemis. Ben sahsen lo-fi’yi iyi kotu ayirmadan pek tatli bulan bir insan olarak hipster trash yakistirmasini haketmedigini dusunuyorum ama buyurun bir de siz kulak kabartin. “Ben cok begendim bu sarkiyi, indirmek istiyorum” diyenler icin, buyrun. Linkte herkesin igrendigi cover art’i da gorebilirsiniz. Iyi geceler.

Comments (View)
Jan 19
Permalink

Foxes in Fiction - Memory Loss

Toronto, Ontario, Canada 

Comments (View)
Nov 18
Permalink

Darwin Deez - Constellations

Boyle guzel sarkilar ve videolar yapan bi adamdan neden kimse su ana kadar bahsetmez ki. Insanlarin her gece beni dunyanin en guzel sarkilarindan haberdar ettikleri gunler geride kaldi.

Bunu seven bunu da sevdi.

Comments (View)
Sep 23
Permalink

Wild Nothing

Tum yaz deliler gibi dinledigim, albumlerini bastan sona ezberledigim adamlarla tanisinca fan boy kivamina gelmemek icin kendimi oldukca kasmak zorunda kaldim ve adeta yillardir gruplarla take away show yapiyormus gibi profesyoneldim. Pitchfork bizden bahsetmis bu arada wild nothing show’uyla ilgili, cektigimiz videolari paylasmislar. Su linkte videolari gorebilirsiniz, ikinci videoda yani gemini’de grup yurumeye basladiginda gruba onderlik eden ohoho evet o benim, ardindan yanindan gectigimiz kebab bufesindeki mustafa abiye muzigi kismasini rica ettigim icin pek gorunmuyorum ama neyse, ilk videonun da 23. saniyesinde grubun arkasinda yere egilmis super karmasik ses problemlerini yillarin verdigi aranjorluk deneyimiyle cozmeye calisan benim. evet. ilk videonun sonunda da kablolari sararken gorebilirsiniz beni. Aslinda bundan onceki kismin ozeti hic bi sikimden cakmayip ortalarda dolasmama ragmen wild nothingle mis gibi yiyip icip gezdik, sabah ta kahvaltiya gidicektik ama caldiklari barin isletmecisinin evinde yer yataginda ( evet 5 gencimiz yer yataginda) yattiklarindan bu pitchfork genclerini oyle gormeye yuregim el vermedi.

Tam oha pitchforka ciktik lan diye sevinirken ben izmire eski yasamima donmek durumunda kaldim bir de, hayat boyle iste, gidip simdi biraz kurufasulye falan yiyip turkiyede bulunma halimi pekistirip eski hatiralardan siyrilmam gerek, neyse ben tum kayitlarin ham hallerini izleye duriym siz de videolara bir goz atin falan.

Wild Nothing - Your Rabbit Feet / THEY SHOOT MUSIC

Wild Nothing - Gemini / THEY SHOOT MUSIC

Comments (View)
Jul 13
Permalink
Bu gece vivian girls gecesiydi, işten eve dönerken metrodaki gazeteyi karıştırırken farkettim yakınlarda çaldıklarını, hemen damladım tabi ki, gayet kısa olsa da haklarındaki önyargılarımdan kurtulamamı sağlamaya yetti bu geceki konser, daha geçenlerde kendilerine bok attığım aklıma geldi Katy’den setlist ve bir tişört almaya çalışırken, fazla atıp tutmamak lazımmış, zaten bu lo-fi yada no-fi artık sound’ları neyse, bir konser için en avantajlı janr bence, yani en temiz kaydınız bile leş gibiyken konserde ne kadar kötü olabilirsiniz ki? gayet çiğ garaj soundlarıyla dünyanın en havasız konser salonunda viyananın hipster gençlerini olduça eğlendirdiler bu gece, bu arada almanca konuşan hipster olur mu lan demeyin, oluyormuş.
Theyshootmusic kendilerini geçen seneki konserlerinden sonra çektiği için bu sefer gerek kalmadı birşeyler yapmaya, bu arada en son Tamikrest isimli Mali’li bir grubu dünyanın en alakasız yerinde kaydettik, çoğul kullandığıma bakmayın, ben sap gibi baktım, gerçi yapılıcak çok birşey de yok zaten, ama dediklerine göre kayıt işi son derece kolaymış, hatta istersem gidip yapabilirmişim falan filan. Neyse asıl olay, çarşamba gecesi Midlake konseri var ve konserden önce grup elemanlarıyla süper bi yerde bir iki şarkı kaydedicez, bu sefer çoğul kullanıyorum çünkü Sarah ve Simon berlin’e gidicekleri için yalnızca iki kişi olucaz, tabi bu durumda fotoğraf çekme işi bana düşüyor, daha önce bahsetmiştim fotoğrafla ilişkim yalnızca bir kaç lomo denemesi ve “ananecim biraz daha sağa kay”la sınırlı diye, bu sefer bir EOS 400D ve geniş açılı bir lens olucak, ben bu işlerin kralıyım diyen varsa her türlü yardıma/öneriye açığım.

Bu gece vivian girls gecesiydi, işten eve dönerken metrodaki gazeteyi karıştırırken farkettim yakınlarda çaldıklarını, hemen damladım tabi ki, gayet kısa olsa da haklarındaki önyargılarımdan kurtulamamı sağlamaya yetti bu geceki konser, daha geçenlerde kendilerine bok attığım aklıma geldi Katy’den setlist ve bir tişört almaya çalışırken, fazla atıp tutmamak lazımmış, zaten bu lo-fi yada no-fi artık sound’ları neyse, bir konser için en avantajlı janr bence, yani en temiz kaydınız bile leş gibiyken konserde ne kadar kötü olabilirsiniz ki? gayet çiğ garaj soundlarıyla dünyanın en havasız konser salonunda viyananın hipster gençlerini olduça eğlendirdiler bu gece, bu arada almanca konuşan hipster olur mu lan demeyin, oluyormuş.

Theyshootmusic kendilerini geçen seneki konserlerinden sonra çektiği için bu sefer gerek kalmadı birşeyler yapmaya, bu arada en son Tamikrest isimli Mali’li bir grubu dünyanın en alakasız yerinde kaydettik, çoğul kullandığıma bakmayın, ben sap gibi baktım, gerçi yapılıcak çok birşey de yok zaten, ama dediklerine göre kayıt işi son derece kolaymış, hatta istersem gidip yapabilirmişim falan filan. Neyse asıl olay, çarşamba gecesi Midlake konseri var ve konserden önce grup elemanlarıyla süper bi yerde bir iki şarkı kaydedicez, bu sefer çoğul kullanıyorum çünkü Sarah ve Simon berlin’e gidicekleri için yalnızca iki kişi olucaz, tabi bu durumda fotoğraf çekme işi bana düşüyor, daha önce bahsetmiştim fotoğrafla ilişkim yalnızca bir kaç lomo denemesi ve “ananecim biraz daha sağa kay”la sınırlı diye, bu sefer bir EOS 400D ve geniş açılı bir lens olucak, ben bu işlerin kralıyım diyen varsa her türlü yardıma/öneriye açığım.

Comments (View)
Jul 09
Permalink

They shoot music, don’t they ?

Geçenlerde süper ev sahibim Martin sayesinde garip ortamlara girdiğimden bahsetmiştim, yine onunla katıldığım bir partide They Shoot Music adlı video blog’un sahipleriyle tanıştım, kendileri daha önce de bir post’ta bahsettiğim La Blogotheque türevlerinden. Genelde Viyana’ya konsere gelen gruplarla ve -her ne kadar Avusturyalı grup diye bişey olmasa da- arada Avusturyalı gruplarla kentin en güzel yerlerinde müzik videoları çekiyorlar, her ne kadar çektikleri fotoğrafların kalitesi videolardan daha güzel olsa da yine de güzel işler çıkarmışlar. Vivian Girls, Editors, Maccabees, Xiu Xiu, Magnolia Electric Co, Efterklang, Camera Obscura, We have band, Noah and the Whale, Dodos, dEUS, Final Fantasy, Someone still loves you Boris Yeltsin - ki kendileri benim en takdir ettiğim grup ismine sahipler- şimdiye dek beraber çalıştıkları isimlerden bazıları.

Şimdi bakınca gayet normal, işini yapan bir blog gibi görünseler de, kendilerini diğerlerinden ayıran bir özellik var, evet doğru tahmin ettiniz, yaz boyunca her hafta sonu kendileriyle beraber video kayılatlarına katılıyorum, gerekirse gitar kasası taşır gerekirse bakkaldan bi koşu bira kapıp gelirim, hiç sorun değil. Haftaiçleri dünyayı kurtarmaya çalışıp haftasonları da yapıcak süper eğlenceli bir iş buldum kendime sanırım, bedava bira, çekimlerden sonra grupların konserlerine giriş de sanırım maaşım olucak.

Şimdi lomography shop’un yolunu tutup pazar günü için holga’ya bir kaç film almalıyım. Tabi bir de heyecandan bayılmamak için gelecek ayki The National konserini aklımdan çıkarmaya çalışmalıyım.

ps. Burda paylaşıcak bi video seçemediğimden siteye bir göz atmanızı öneririm. Ayrıca someone still loves you boris yeltsin videosunun altındaki fotoğraflarda hoş bir süpriz saklı benden söylemesi.

Someone still loves you boris yeltsin  Lahmacun

Comments (View)
Jun 28
Permalink

Wild Nothing - Summer Holiday

Comments (View)
Permalink

Beş gündür Viyana’dayım ama henüz kendi yerime taşınamadım. Otellere para bayılmaktansa tabi ki hayat kurtaran couchsurfing’e başvurdum. Şimdiye kadar couchsurfing’de yalnızca ev sahipliği yapmışken artık misafir durumuna geçtim. Başta biraz sıkıcı daha doğrusu gergin olucağını düşünsem de gün geçtikçe maceralar art arda gelmeye başladı. Önce bir kuantum fizikçisi, ardından gündüzleri tren işletmelerinde elektronik bilmemnesi olarak çalışan geceleri de Dj’lik yapan Lukas, ardından devamlı votka içip zırıl zırıl ağlayan teenager Angela, ve arkasından asıl bomba Martin. 

Martin dün beni arayıp “biz arkadaşın terasında bir partideyiz, istersen sen de gel burdan bize geçeriz” dediğinde gayet sıradan bir parti olucağını sanıyordum. Tabi viyana devlet tiyatrosu -yada artık ismi her neyse- oyuncuları yönetmenleri ve tiyatro eleştirmenleriyle viyananın en lüks semtinde bir partide takılıcağımı tahmin etmiyordum. Burdaki her köşe başını kapan türklerden bıkmalarına rağmen bir kaç dakika içinde ortak bir paydada buluşunca sorun ortadan kalkıyor, tabi bir de şu an üzerinde çalıştığım CO2 emisyonu, zartı zurtu meselesi var, sanatçı ruhlu adama iki bilimsel verince kendinden geçiyormuş. Neyse asıl olay Martin’in beni dün geceki prömiyere davet etmesi, ben gayet sıradan bir tiyatro deneyimi yaşıyacağımı sanırken (ki normalde de tiyatroyla haşır neşir olan bir insan değilim),  Martin’in baş rol oyuncusu olduğunu ve franz kafkanın gayet sürreal bir hikayesinin en alışılmadık şekilde sahneleneceğini bilmiyordum. Zaten tiyatroyla aramda bir mesafe var, üzerine oyun almanca ve sürreal. Ama sonuç hiç beklediğim gibi olmadı, Viyananın gettosu sayılabilecek bir bölgede eski bir fabrikanın içinde hayatımın en ilginç deneyimlerinden birini yaşadım. Oyunu anlatabileceğimi pek sanmıyorum ama, klasik oyunlardan farklı olarak, olay videoda görebileceğiniz masaların hemen yanı başında gerçekleşiyor. Tiyatroya girer girmez, karanlıkta süper lüks bir restorana girmişçesine karşılanıp, sandalyenize oturtuluyorsunuz, önünüzde kireçle kaplanmış bir yemek takımı, garson size kalın bir menü sunuyor ama menünün içi boş, garsonla diyalogumuzda oldukça komikti ama o apayrı bir yazının konusu. Neyse videoya göz atabilirsiniz yukarda. 

Ben oyun sonrası eve dönüp bugün için hazırlık yaparım diye umarken sabah 6ya kadar süren enfes bir partinin içinde buldum kendimi, beraber kaldığım çocuğun viyana’nın en popüler genç aktörlerinden biri olması, ama sabah kalkınca “aşağıda türk marketleri var bi sucuk alıp sucuklu yumurta mı yapsak ya, bi de çay demleriz” önerileriyle gelmesi. Zaten inanılmaz olan Viyana deneyimini iyice çığrından çıkardı.

Almancama güveniyorum derseniz  buyrun. Ayrıca viyana’ya gelmeden önce “abi adamlar nefret ediyor türklerden, en ufak açığında seni bitiricekler” tarzı sapık bir düşünce tarzına sahip arkadaşlarıma selam ediyor, gözlerinden öpüyor kendilerine Earl Hickey’in naçizane “if you do good things good things happen, if you do bad things bad things happen” mottosunu öneriyorum. Bir de “sen orda napıyosun lan şerefsiz” diyenlere, ben şunu yapıyorum.

Comments (View)
Jun 19
Permalink
Off. Hayatın bana arada böyle güzellikler yapması, ve bunu sadece 30 euro’ya yapması. . İnsanlar Raveonettes senin Atlas sound benim gezerken ettiğim duaların tutması, hepsinin tek bir festivalde toplanması. Sonunda o dillere destan balonlu malonlu The Flaming Lips performansıyla tanışıcak olmam. Üzerine bütün sene dinlenen Radio Dept., Dinosaur Jr., Horrors, Mew, Memory Tapes, tabi bir de kaçırıldığı için yanılan Atlas Sound, The Raveonettes, The Tallest Man on Earth gibiler ve The Fall, Dum Dum Girls, A place to bury strangers, No Age, Art Brut gibiler. 

Off. Hayatın bana arada böyle güzellikler yapması, ve bunu sadece 30 euro’ya yapması. . İnsanlar Raveonettes senin Atlas sound benim gezerken ettiğim duaların tutması, hepsinin tek bir festivalde toplanması. Sonunda o dillere destan balonlu malonlu The Flaming Lips performansıyla tanışıcak olmam. Üzerine bütün sene dinlenen Radio Dept., Dinosaur Jr., Horrors, Mew, Memory Tapes, tabi bir de kaçırıldığı için yanılan Atlas Sound, The Raveonettes, The Tallest Man on Earth gibiler ve The Fall, Dum Dum Girls, A place to bury strangers, No Age, Art Brut gibiler. 

Comments (View)
Permalink

Artık uzun uzadıya müzik bloglarında takılamadığım, sonra binlerce albüm indirip içinden bişeyleri burda paylaşamadığım için eski stile dönüyorum. Şarkı ekleyip alta imalı şarkı sözlerini iliştirme stili. Bu yöntemle asla kaybetmezsiniz. Misal;

The National - Green Gloves

Falling out of touch with all my
friends are somewhere getting wasted,
hope they’re staying glued together,
I have arms for them.

Comments (View)
Permalink
Hammaddelerin üzerinde bulunan artı sıfır sıfır dört bakterilerinin 320 fahrenayt ısısındaki sülfürik asitle karbon monoksitin analizinden meydana gelen aş o aş iki negatif elementinin bakteriler üzerinde gösterdiği etkiyle mal daha kaliteli çıkmaktadır. 
 Uyanık Kardeşler - 1974
Yarın İzmire pazartesi de Viyanaya gidiyorum, viyana teknik üniversitesi kimya mühendisliği enstitüsündeki future energy technologies isimli araştırma grubuna katılıyorum, şu anda üzerimde dünyayı kurtarmaya gidiyormuşum gibi bir hava var ama sanırım geçer yakında. Devamlı içimden insanlara “olm ben sizin götünüzü kurtarmaya gidiyorum oraya, enerji falan kalmadı sıçtınız lan” lafları atıyorum ama aralıktan beri yaşadığım stresli dönem yüzünden sanırım hepsi. Biraz tatil gibi biraz değil gibi. Uzun zamandır da bu sebeple burayı güncelleyemiyordum. Bundan sonra yazılar müzik ekseninden çıkıp vedat milorla beyaz çikolatalı ızgara levrek kıvamına girerse kızmayın, hemen reader’ınıza bi ayar çekin. O değil de şimdi fluidized bed reactors’den tutun da biomass’e zero emission technology’den tutun process simulation’a zilyon tane karizmatik işle uğraşılan o lab’lardan birine girdiğimde, yıllardır söylemek için can attığım yukardaki kadir inanır repliğini tekrarlıycam içimden defalarca, artı sıfır sıfır dört bakterilerinin 320 fahr.. 

Hammaddelerin üzerinde bulunan artı sıfır sıfır dört bakterilerinin 320 fahrenayt ısısındaki sülfürik asitle karbon monoksitin analizinden meydana gelen aş o aş iki negatif elementinin bakteriler üzerinde gösterdiği etkiyle mal daha kaliteli çıkmaktadır. 

Uyanık Kardeşler - 1974

Yarın İzmire pazartesi de Viyanaya gidiyorum, viyana teknik üniversitesi kimya mühendisliği enstitüsündeki future energy technologies isimli araştırma grubuna katılıyorum, şu anda üzerimde dünyayı kurtarmaya gidiyormuşum gibi bir hava var ama sanırım geçer yakında. Devamlı içimden insanlara “olm ben sizin götünüzü kurtarmaya gidiyorum oraya, enerji falan kalmadı sıçtınız lan” lafları atıyorum ama aralıktan beri yaşadığım stresli dönem yüzünden sanırım hepsi. Biraz tatil gibi biraz değil gibi. Uzun zamandır da bu sebeple burayı güncelleyemiyordum. Bundan sonra yazılar müzik ekseninden çıkıp vedat milorla beyaz çikolatalı ızgara levrek kıvamına girerse kızmayın, hemen reader’ınıza bi ayar çekin. O değil de şimdi fluidized bed reactors’den tutun da biomass’e zero emission technology’den tutun process simulation’a zilyon tane karizmatik işle uğraşılan o lab’lardan birine girdiğimde, yıllardır söylemek için can attığım yukardaki kadir inanır repliğini tekrarlıycam içimden defalarca, artı sıfır sıfır dört bakterilerinin 320 fahr.. 

Comments (View)
May 29
Permalink

Ya  Eyjafjallajökull, işte hayat bazen böyle acımasız olabiliyor, dün bütün avrupa hatta bütün dünya seninle yatıp seninle kalkarken, bugün kimsenin sikinde değilsin çok afedersin. Üzgünüm Eyjafjallajökull.

Müzik: Jónsi- Kolniður

Comments (View)
Apr 29
Permalink

Crystal Castles - Celestica

Crystal Castles, self-titled ikinci albümüyle geri dönüyor, aslında haziranın başında çıkartmayı planladıkları albümleri sanal raflarda çoktan yerini almış bile.

Bu kez aynı anda hem daha karanlık ve gürültülü hem daha temiz . Alice Glass o herkesten sakladığı billur sesini çığırmak dışında işler için de kullanabildiğini eşe dosta gösteriyor. Dosta güven düşmana korku salan albüm geliyor.

Comments (View)
Apr 26
Permalink

Yıllar yıllaaar önce değil yalnızca bir buçuk sene kadar önce, bu blogu açtığımda haklarında birşeyler karaladığım ilk grup Why? idi. Kendilerinden aşağıdaki şekilde bahsetmişim. Aradan aylar geçti, sonunda uzunca bir bekleyişten sonra Why? bu gece indigo’da sahne alıyor. Bense her zaman olduğu gibi izmirdeki odamdan youtube videolarıyla senkronize ve kalbi kırık bir biçimde konsere eşlik ediyorum. Üstelik  kendileri benim için “aa gelseler de gidip görsek” dediğim ama geldiklerinde kıçımı kaldırmaya üşendiğim gruplar kategorisinde değiller, daha çok bütün şarkı sözleri ezbere bilinen, bir dönem hayatıma soundtrack olmuş albümlere imza atan gruplar kategorisindeler. 

Aslında bu sene istanbula bir kaç kez gelmem gerekiceğini, bu ufak seyahatlerden birini de bu konsere denk getirebileceğimi düşünüyordum ama o kadar kötü bir zamanlamaları var ki, hayatımın en yoğun döneminde, en kılımı kıpırdatamıycağım dönemde geldiler. Neyse, siz güzel İstanbullular akşama bir plan yapmadıysanız buyrun.

2008’i uğurlamamıza çok az bi süre kalmışken Q ve Mojo gibi dergilerden best albums-gigs of 2008 listeleri gelmeye başladı hatta facebookta da Mabbas tarafından bi grubu açılmış tartışılıyor falan.Fleet Foxes, The Last Shadow Puppets, MGMT yada Vampire Weekend gibi dinleyen herkesin listesine dısdısdıdıs diyerek giricek/girmiş albümlerin yanında bir de kıyıda köşede kalmış dinlense hastası oluncak albümler var.Why? - Alopecia albümü de bunlardan biri, bu seneki Bant’lardan birinde de haklarında kısa bir yazı vardı, gerçi arkadaşlarımdan biri uyarmasa arada kaynıycaktı muhtemelen. Belki senenin en güzel değil ama en ilginç albümü benim için. Kısaca bahsetmek gerekirse Why? Oakland, California’lı janrlarına Unclassified diyip geçmek gereken bir grup.Yoksa avangard hip hop’tan indie pop’n roll’a bi çok şey söylenmiş haklarında, ama ayrıntılara takılmamak lazım.Türden türe atlayıp daha ikinci şarkıda dinleyiciyi bağlayan hatta kendine aşık eden bir sound üzerine yukardaki kıvırcık abimiz Yoni Wolfun sözleri serpilmiş bu albümün plak şirketiyse Anticon. Genelde Why? gibi deneysel hip hop gruplarıyla çalışan Anticon bünyeye çaktırmadan bir hip hop zehri attı ama bakalm neler gelicek arkasından.

Neyse diyceğim şudur ki, arayın bulun albümlerini bi yerden indirin dinleyin “aa mehmet söylemese arada kaynıycakmış ama neyseki mehmet var onun sayesinde Why?’ın hastası oldum” deyin.

www.myspace.com/whyanticon

www.anticon.com

Benim öyle myspace’le falan işim olmaz, albüm linki ver söz akşam gidicem ulan konsere diyenler için, Link

Comments (View)
Apr 22
Permalink

looplooplooplooplooplooplooplooplooplooplooplooplooplooplooplooplooplooplooplooplooplooplooplooplooploo

Comments (View)